İçeriğe geç

Yüreğimde Sakladığım Serçe Kuşu

Avuçlarımda yavrumun avuçlarını izliyorum, kuş cıvıltıları içinde. Bazen yüzünü çeviriyor bana. Uzun uzun bakıyor ama beni görmüyor. Ağzımdan evladım için çıkan masum bir ninni, beni işitiyor ama duymuyor. Ben seni çok seviyorum yavrum ve nefesim bitene kadar da seveceğim lakin ne kadar sevdiğimi anlayamayacaksın. Biliyorum sarılmama, öpüp koklamama izin vermeyeceksin.  Söyle serçe kuşum bir anne şevkini ve merhametini başka nasıl anlatır? Bir anne evladına sarılamama özlemi yaşayacak. Rabbim sabır ver bana…

Korkma serçe kuşum! Ben her daim seni koruyup kollarken, sana kendi kendine yetmeyi de öğreteceğim. Senin varlığın beni daha da güçlü yapıyor. Çünkü hem fiziksel olarak hem de ruhen güçlü olmak zorunda değilim, mecburum. Biliyorum, ben düşersem sen enkazın altında kalırsın. O yüzden gölgen gibi etrafında olacağım yavrum. Belki tehlikenin ne olduğunu bilmeyeceksin ama farkında olmasan da sen her daim güvende olacaksın. Bütün anneler çocuklarının üzerine titrer. Lakin yavrum, sadece ben değil herkesin senin üzerine titremesi için çok çalışacağım. Ben kendimi sana anlatırken, senin dünyada nasıl yaşaman gerekiyorsa öğreneceğim. Biliyorum, çok zorlanacağım. Hatta bir dediğimi bin kere sana anlatacağım. Beni duymayacaksın, anlamayacaksın o vakit içimde büyüttüğüm umut bahçeleri talan olacak. Bir köşede oturup hüngür hüngür ağlayacağım. Lakin sen sebebini bilmeden attığın gülüşler, benim umutlarımı tekrar yeşermek için yeterli olacak yavrum. Ayağa kalkıp tekrar tekrar sabırla sana anlatmaya her şeyi öğretmeye çalışacağım. Fakat öfkeme yenilip sana kızarsam, o kadar öğretmeme rağmen bana ‘anne’ demediğin zaman sana bağırırsam  beni affet yavrum.

Korkma serçe kuşum! Senin zor yaşamını, yürümeye çalıştığımız bu acı dolu yolda bizi anlamayarak, acınası gözlerle bakacaklar. O zaman sana sarılıp ağlarsam korkma yavrum. Bazen akrabamız onlar gibi yaşayamadığımız için bize çok acıyacak. Hatta bazı patavatsızlar ‘keşke hiç doğmasaydı’ diyecek, lakin yavrum o zaman ben daha güçlü olacağım ve Rabbime senin gibi özel bir çocuğu bana emanet ettiği için çok şükredeceğim. Sen büyüyecek çok güzel çok zeki bir kız olacaksın. Seninle sosyal olmaktan çekinmeyeceğim. Seninle beraber komşularımıza, restoranlara, alışveriş merkezlerine ve parklara gideceğim. Eminim sen seslerden rahatsız olunca bağırıp ağlayacaksın. Herkes meraklı gözlerle bize bakacak. Senin dünyanı bilmeyenler ‘vah vah çok yazık’ diyecekler. Belki ben zor durumda kalacağım. Ben senin bunu bilerek yapmadığını biliyorum yavrum, fakat bu farklılığı bilmeyen anlayamaz. Herkes sabrımı sınar gibi göstermelik üzülecekler. Aslında onlara çok kızıyorum çünkü herkesin öğrenme ihtimali varken bütün suç bizimmiş gibi muamele yapıyor ve bizi sosyal alanlardan dışlıyorlar. Kimseye anlatamıyorum değil sadece kimse anlayamayacak bizi. Ben üzülünce hissedeceğini biliyorum. Tek istediğim ben üzülünce üzülme. Bazen anneler işin içinden çıkamaz hale gelince öfkesi yatışsın diye ağlar yavrum.

Korkma serçe kuşum! Seninle beraber yeniden okula gideceğim, hatta yeniden sayı saymayı öğreneceğim. Gökyüzünün maviliğini seninle yeniden yaşayacağım. Okulun bahçesinde bir kenara geçip, kim seni anlayıp elinden tutup oynayacak diye izleyeceğim. Korktuğunda çok bağırman ve hırçın davranışlarından dolayı kimse seninle arkadaş olmak istemeyecek. Belki de tek arkadaşın seni ömrünün sonuna kadar koruyup kollayan, yerdeki çakıl taşından bile sakınan, ‘annen’ olacak. 

Serçe kuşum, otizmin bizden çaldıklarını geri kazanmak, sabırla umutla geri almak için çok uğraşacağım. Umut çiçeklerimiz hiç solmasın yavrum…

Fatoş Karaoğlu

Instagram: @_fatos_karaoglu_

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments