İçeriğe geç

Nedir Bu Regülasyon?


Figen Yurdakul
Uzman Psikolog
Instagram: @uzm.psk.figenyurdakul


Her bebek biriciktir. Kendine özgü fizyolojik ve kalıtımsal özellikleriyle dünyaya gelirler. Erken dönem deneyimlerimiz sağlıklı sosyal-duygusal gelişim için çok önemli ve kıymetlidir. Duyusal ve duygusal uyaranlar karşısında tepkilerimizi düzenlemek ilk anne karnında başlar ve annemizle kurduğumuz bağ ile gelişir. 0-3 yaş döneminde bakım vereniyle kurulan ilişkiler, edinilen deneyimler, çocuğun büyürken öğrendiği ve geliştirdiği kendini düzenleme becerilerine katkı sağlar. Öncelikle regüle olmak yani sakinleşmek; sistemimizin optimal yani uyaranlara karşı olabilecek en uygun ve yeterli şekilde cevap verebildiğimiz aralıkta olabilme halidir diyebiliriz.

Regülasyonu  ‘Duyusal’ ve ‘Duygusal’ olarak ele alabiliriz.

Duyusal Regülasyon

Gelen uyaranları filtre etmek, düzenlemek ve bu uyaranları yorumlamak öncelikle bakım veren yetişkin desteğiyle sağlanır. Çocuklarımız değişikliklerden olumsuz etkilenerek sakinliğini bozabilir ya da hiç sakin kalamayabilir. Bazı çocuk sese, kokuya, dokunmaya, hareket eden kişi ve nesnelere, bazı dokulara hassasiyet gösterebilir. Bu aşırı duyarlılık hali yoğun bir strese yol açtığı için, çocuk böyle durumlarda öfke nöbetleri, ağlama krizleri, donma, aşırı tedbirli hal, aşırı irkilme, takıntılar, karşı gelme gibi olumsuz tepkiler gösterebilirler. 

Duygusal Regülasyon

Ebeveyn olarak hepimiz çocuklarımıza sınır koyarız, beklemelerini isteriz, bazen de çocuklarımız kendilerini doğru ifade edemediklerinde, isteklerini anlatamadıklarında, hayal kırıklığı yaşadıklarında sakinliklerini koruyamayabilirler. Ağlama, kendini yere atma gibi öfke nöbeti geçirebilirler. Unutmamalıyız ki, bize davranış problemi gibi görünse de aslında içinde bulunduğu durumu nasıl çözeceğini bilememesi sebebiyledir. Bunlar bakım verenine verdiği mesajlardır. Bu nedenle, öncelikle temel bakım vereninden alacağı şefkat ve sevgiye ihtiyacı vardır.

Peki, biz ebeveyn olarak nasıl bir tutum sergilemeliyiz?

Öncelikle biz yetişkin olarak sakinleşmeliyiz. Derin nefesler alıp, ağlayacağını ve bunun dünyanın sonu olmadığını kabul etmeliyiz. Uçaklarda diyorlar ya maskeyi önce kendinize takın, sonra çocuğunuza. Yani önce bir durun ve derin nefes alıp, bir su içip önce siz sakinleyin. Sonrada o anda kalıp çocuğumuzun ihtiyacı her ne ise onu verebilin. Bazen sadece sarılmak, bazen derin basınç uygulayarak masajlar yapmak, bazen sadece evet seni anlıyorum …. olmadığı için kızdın-üzüldün yani duygusunu çocuğa vermek ve duygusunu yansıtmasına izin vermek, bazen kucağınızda hafif hafif sallanarak dans etmek, derin derin nefes almasını sağlamak vb. bu liste uzar gider.

Çocuğunuzun duyusal veya duygusal ihtiyacını belirleyip, dile getirdikten sonra sakince beklemelisiniz. Bu sırada dikkatinizi başka yöne çevirerek çocuğunuza fırsat verip sakinleşmesini bekleyebilirsiniz. Ve aferin ne güzel sakinleştin diyebilmelisiniz. Sonrasında tekrar keyifli bir aktiviteye, oyuna geçebilirsiniz. Böylelikle ağlamak değerini yitirerek, olumlu davranış pekişebilir.

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments