İçeriğe geç

Eee Şimdi Ne Olacak?

Bir önceki sayıda otizmin teşhisi ve otizmin etiyolojik yapısından bahsetmeye çalışmıştım. Şimdi süreçten bahsetmek istiyorum .

Önce aileler inkar sürecine giriyor. Doktor değerlendirmesinden kesinlikle memnun kalmıyorlar. Bu evrede birkaç doktor gezen, psikolog, özel eğitimciler ile görüşen ve çocuğun otizm olmadığına kendisini inandırmaya çalışma evresi diyebiliriz. 

Erken müdahale de doktorlar özel eğitim, anaokulu, dil konuşma terapisi, duyu bütünleme terapisi, Aba terapisi, Spor, diyet gibi önerilerde bulunabiliyor. Bunun yanı sıra otizmanneleri.com tarzında internetteki forum siteleri veya sosyal medyada yazılan her yazıyı da ‘’ felancaya iyi gelmiş bize de iyi gelir ‘’ umudu ile deneme evresi diyebilirim.

Sonra her duyduğunu deneyen aileler bir de kurumların çok yüksek fiyatlarına denk geliyor. Malını mülkünü satan ailelerden bazıları bu alanla alakası olmayan kişiler tarafından da bir güzel istismara uğruyor. Hem çocuğun zamanı yanlış uygulamalar ile geçiyor hem aile maddi manevi zarar görüyor, bu evreye de istismar evresi diyebiliriz ki her ailenin muhakkak bir kurum veya eğitimci tarafından uğradığı istismar hikayesi var.

Sonra aile çok yoruluyor. Anne ve baba bu yüzden tartışma yaşayabiliyorlar. Kaygı, tedirginlik ve çocuğum düzelmeyecek mi hep böyle mi kalacak düşünceleri ile boğuşuyorlar. Çocukta ilerleme olmaz ise bu daha çok artıyor. Bazı aileler pes ediyor , bazı aileler savaştan yeni çıkmış ama savaşmaya devam etmesi gerektiğini bilen asker edasıyla mücadeleye devam etmeye çalışıyor. Ama tecrübe kazanmış olan aile daha akıllı adımlar atmaya çalışıyor, işte bu evre  müdahale evresi oluyor.

Yukarıda ki yazdığım evreler benim gözlemlerim sonucu ortaya çıkan evreler. Bilimsel bir veri ile oluşmadı sadece gözlemlerimi ifade ettim. Peki “ee şimdi ne olacak?” kısmına geri dönelim  ve teşhisten sonraki yapılacaklardan bahsedelim. 

Doktor erken müdahale kapsamında otizm belirtileri var diyorsa otizm belirtileri vardır. Doktor doktor dolaşmak size hem zaman hem vakit kaybı olur. Otizm belirtileri var ile Otizmli olmak arasında fark var, şöyle şemalandıralım;



Bu daire şunu anlatıyor. Çocuk belirtileri gösteriyor. Eğer müdahale etmez iseniz çocuk merkeze doğru kayıyor. Tabi bu çocuktan çocuğa fark ediyor. Kimisi teğet geçmiş oluyor kimisi ilk teşhis konulduğunda merkeze 1 tık daha yakın olmuş şekilde teşhis konuluyor (otizmin dereceleri), ama başka bir engel grubu yok ise (epilepsi , mental problem vs) genelde ilk doktor teşhisi çocuğa 0 – 3 yaşta yukarıdaki gibi oluyor.

Çocuk erken müdahale kapsamına alındı. Gri alana dahil oldu. Şimdi semptomları yok etmek için gidilmesi gereken süreç:

Özel Eğitim: İlk başlamanız gereken süreç. Bir özel eğitim alan öğretmeni değerlendirmesi. Özel eğitim demek masa başı aktivite demek değildir.  Çocuğunuzu gelişim alanlarına göre değerlendirip nerede eksik var ise müdahale programı hazırlar. (Özel eğitim alan öğretmeninizin lütfen diplomasını sorun. Eğer ben özel eğitimciyim diyor ise alan mezunu olmalıdır. Farklı alan olup özel eğitim öğretmeniyim demek suçtur, sahtekarlıktır)

Dil konuşma terapisi: Genelde toplumda şöyle bir algı var . Dil konuşma terapistine giden çocuk şakır şakır konuşur. Hayır eğer doğru rotadan gidilmez ise konuşamayabilir. Çocuğunuzun dil konuşma terapisine gitmeden önce kazanması gereken bazı beceriler var;

Bekleme, adına tepki verme, uzun bakış, ortak dikkat , göz kontağı , İşaret etme, Taklitler . Bu beceriler kazandırılmadan dil konuşma terapisi istenilen verimde geçmez. Genelde dil konuşma terapisti arkadaşlarımız da bunu söyleyerek seansa başlamazlar. (Dil terapisi aldırdığınız hocalarınızın diplomasını sorun , memnuniyet ile gösterirler , genelde bu alanda çok açık var diye çok şarlatan var piyasada)

Duyu Bütünleme terapisi: Her çocuğun duyusal girdiye ihtiyacı vardır. Ben genelde her çocuğun duyu bütünleme terapisine gitmesi gerektiği taraftarıyım. Ama bazı çocuklar için çok aciliyeti yokken bazıları haftada 2 seans 3 seans bile ihtiyaç duyabiliyor. Şöyle söyleyeyim kendini minderlerin halıların altına sokan, soğuk yüzey arayan çocuk, ile daha sakin, durgun, dokunsan uyaranlara tepki vermeyen çocuk arasında fark var. Bu yüzden iyi bir duyu bütünleme terapistinden değerlendirme talep edilmelidir. (Duyu bütünlemeyi sadece ergoterapist ve  sertifika almış fizyoterapist yapabilir. Spor duyu bütünleme değildir, beden eğitimi öğretmenleri duyu bütünleme yapamaz. Lütfen duyusal değerlendirmeyi bu iki unvan mezunu insanlardan talep edin)

Spor: Konuşma alanı (broca) ile hareket alanı (motor korteks) yan yana ve etkileşim halindeler. O yüzden spor bizim çocuklarımız için çok önemli. Ama küçük yaş çocuğunu koşu bandında koşturup sporcu disiplini yetiştirme olayına karşıyım. Çocuk baskılanıyor, küçük yaş grubu olduğu için onda travma etkisi yaratabiliyor. O yüzden yumuşak geçişler ile spor yapılması taraftarıyım.

Oyun terapisi: Uzaktan eğitime parasını yatırıp sertifika yollayan saçma eğitim merkezlerini tenzih ederek en önemli kısmın bu olduğuna inanıyorum. Çocuğun işi oyundur ve oyun oynamalıdır. Çocuk oyunla sosyalleşir, oyunlar öğrenir. Sosyalleşen çocukta konuşma da başlar, iletişim kurar. (Oyun terapisi psikologlar , psikolojik danışman ve rehberlik öğretmeni tarafından alınabiliyor. Ayrıca bazı oyun terapi eğitimi veren kurslar sadece Pdr , psikoloji değil öğretmen , fizyoterapistlere , Dil terapistleri vs kurs eğitimi verebiliyor)

Sanat terapisi : Bilimsel geçerliliği olmasa da kesinlikle faydası olduğuna inandığım terapi çeşidi. Daha yeni yeni duyuluyor. Gelecek vadediyor.

At terapisi:  At terapisi ile ilgili şöyle yanlış bir algı var. Çocuğu at üzerinde 10 dakika gezdirmek at terapisi değildir. Atın bakıcısına terapist muamelesi yapılması yanlıştır. Bu işi fizyoterapistler, ergoterapistler yapar. At üzerinde postür (duruş) çalışmaları, çocuğun dokunma hassasiyeti giderilmeye çalışılır. Lütfen çocuğunuzu ata bindirmek isteyebilirsiniz. Ama at ile terapi farklı bir kavramdır.

Diyetler: Gaps , Hasan Önal diyetleri , glütensiz diyetler vs. Bunların hepsi otizmi gidermez. Bu kadar karmaşık bir yapı kefir ve keçi sütüyle gitmez. Otizmi geçirmez. Ama tabi ki algıyı açar. Hazır paket gıdaları uzaklaştırmak hayatımızdan yaşam kalitemizi arttırır. Sadece çocuğun değil, sizin de öyle. Ne yediğine dikkat etmeniz çocuk için faydalı olacaktır. Ama öyle bir söylem yanlıştır. DİYET UYGULADIK OTİZM BİTTİ. 

Dans, drama, müzik terapi: Kesinlikle gelecek vadeden uygulamalar. Çocuğun ilgi alanlarını keşfetmek, çalışılması gereken konuları bu yöntemleri kullanarak çalışmanın etkili olduğunu bir çok kez deneyimledim. 

Anaokulu  desteği: Çocuğun sosyalleşerek öğrenmesi çin uygun bir ortam. 

Yukarıda yazdıklarım bu alanda çalışmalarına bizzat şahit olduğum uygulamalar. Hepsi de doğru insanlar tarafından yapıldığında çocukta ciddi anlamda değişim gözlemleniyor. Erken müdahale kapsamında  küçük çocuklar ile çalışan bir öğretmen olarak gözlemlerimi paylaştım, erken müdahalede en önemli olan durum eğitimin sürekliliğidir. Bakın yoğun eğitim ile sürekli eğitim karıştırılmasın. 3 ay haftada 40 saat eğitim aldırmak işlevsiz olur . Bu 3 ayda biten bir durum değildir. Önemli olan sürekliliktir . Saat çocuktan çocuğa fark eder. Kimi çocuk için haftada 6 saat kimisi için 16 saat gerekebilir. O yüzden değerlendirme  alınır. Bu bir hastalık değildir tek bir reçetesi yoktur.

Ve Okul öncesi tamamlana denk (6 yaş) çocuk üzerinden elimizi çekmeme taraftarıyım. Rapor kalksa bile tanıdan çıksa bile gelişimsel sapmanın neye evrileceğini tahmin edemiyoruz ve beyin gelişim hızının en yüksek olduğu dönemde verilen eğitimin çocuğun hayat kalitesini arttıracağına inanıyorum tanıdan çıksa bile.

Eee şimdi ne oldu ? 
Süreç içine giren ve süreç içindeki uygulamalar böyle. Diliyorum her çocuk ee şimdi ne olacak, ona kim bakacak, bu geçecek mi sorularından galip çıkar. Otizm semptomları geçerek karakteri belki biraz tuhaf ama topluma entegre birey olur.


Ece Kılıç

Okul Öncesi ve Özel Eğitim Alan Öğretmeni
Instagram: @ecotogretmen

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments