İçeriğe geç

Otizme Rağmen Değil Otizmle Birlikte


Özgü Aydın
Okul Öncesi Öğretmenliği Öğrencisi
Instagram: @ozguaydın


Otizm, anne karnında tespiti henüz belli olmayan, yaşamın ilk 3 yılında ortaya çıkan bir gelişim bozukluğu olarak tanımlanır. Bütün bu tanımlamaların ötesinde otizm, umuda yolculuktur. Bu yolculuk, bünyesinde birbirinden zorlu mücadelelerin yanında karşılıksız, salt sevgiyi de barındırır. Aynı zamanda iyi bir öğretmendir otizm. Sonsuz sabrı öğretir insana. Pes etmemeyi, pes edememeyi öğretir. Bıkmadan usanmadan her sabah, gözlerini evladın için açabilmeyi öğretir.

Otizm teşhisi konulduktan sonra ailelerin öncelikle bu durumu kabullenmeleri, başlangıç olarak önemli bir adım olacaktır. Bu adım, cesaret ve inancın en büyük göstergesidir. Çünkü otizm bitmeyen bir serüvendir. Otizmli olan evladını kabullenmiş, kederini içine gömerek hayata evladı için tutunan anne ve babalar kendi hikâyelerinin başkahramanlarıdır. Elbette bu dönem aileler için oldukça sancılıdır. Bütün anne ve babalar çocuklarının arzuladıkları gibi olmalarını temenni ederler. Fakat temennileri gerçekleşmediğinde bunu kendi suçları olarak görmeye meyillidirler. Üstelik çevrelerindeki insanların, kendilerinin nelerle mücadele ettiklerini bilmeden gösterdikleri hoşgörüden yoksun tutumları otizmli aileleri, yalnızlık girdabına düşüren asıl gerekçelerdir. Böylelikle yavaş yavaş komşular, akrabalar, eş, dost adeta eski bir roman kahramanına dönüşür. Çünkü ebeveynleri en çok otizmi bilmeyen, anlamayan insanlar kırar. Sevgili toplum üyeleri, eğer çözüm üretirken destek olmayacaksanız; yabancı, tedirgin, eleştirel bakışlarla ailelerin zor olan hayatlarını lütfen çıkmaza sokmayın. Otizm, bir hastalık değildir! Dolayısıyla tedavisi de yoktur. Otizmli çocuklar, eksik değildirler. Sadece farklılıklara sahiptirler. Farklılıkların farkına vardığımız o an toplumsal görevimizi tamamlamış oluruz. Onlar otizmli olmayı seçmedikleri gibi bu gerçeği de değiştiremezler. O yüzden belki bizler bakış açımızı değiştirebiliriz. Sevgili toplum üyeleri, hayatla zorlu mücadeleler veren herkese karşı nazik olun. Çünkü eylemler, insanların anıtlarıdır. Bu yolda rotamızı belirleyen harita kalbimizdir.

Bazen keşke demekle yetiniyoruz. Keşke otizm benim çocuğumun başına gelmeseydi. Neden ben? Kendilerini yalnız ve çaresiz olarak gören aileler sadece kendilerinin başına bu durumun geldiğini varsayarlar. Oysa ne çok otizmli çocuğa sahip anne ve babalar var…                    

Ailelere, otizmle birlikte eğitimine başlayan ve dünyayı daha iyi bir konuma getirebilmeyi kendine amaç edinmiş olan Prof. Temple GRANDİN’in başarılarla dolu hikâyesini araştırmalarını öneririm. Her ailenin bu hikâyeden biraz da olsa güç bulacağına inanıyorum. Bazı aileler, eğitimin ve yardımın önemini kavrayamadıkları için zamanlarını boşa geçirir. Kimileri otizmi kabullenemedikleri için eğitime geç başlar. Bazıları ise erken eğitimle pek çok problem davranışlarını en aza indirgemişlerdir. Çünkü erken çocukluk döneminde anaokullarında eğitimlere başlamak önem arz etmekte. Benzer farkındalıkların oluşmasıyla ebeveynler bu yolda yalnız olmadıklarını ve asla yalnız yürümeyeceklerinin bilincinde olurlar.  Çünkü otizm, bir yaşam biçimidir. Kendini yaşatan ve kendini yaşayacakları seçen… Otizm varsa bununla baş etmenin yolları da vardır elbet…

Ebeveynler kendilerini zorlu mücadelelerle dolu günlerin beklediğini bilirken hep daha güzel günlerin hayaliyle yanıp tutuşur. Bütün bu süreçte anne ve babaların ellerindeki en büyük servetleri sevgileridir. Servetinizi sonuna kadar harcayın. Çocuklarınız otizme rağmen değil otizmle birlikte öğreniyorsa sizlerde güneşin doğuşunu beklemeye devam edin. Çünkü hepimiz aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz ve yeryüzünde adı OTİZM olan bir gerçek var…

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments