İçeriğe geç

Otizm Spektrum Bozukluğu-Erken Tanı ve Eğitimin Önemi


K. Serdar Ateş
Eğitim Uzmanı – Yazar
Instagram: @kserdarates



Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB), tüm dünyada son yıllarda görülme sıklığı giderek artan ve farklı disiplinlerde bilimsel çalışmaların konusu olmuş nöro-gelişimsel bir bozukluk türüdür. Leo Kanner (1943) ile başlayan OSB ve OSB tanılama kriterleri 2013 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği’nin yayınladığı Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabının beşinci basımında (DSM-5) ve 2017 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün yayınladığı Uluslararası Hastalıkları Sınıflama Kılavuzu’nda güncellenmiştir.

Bu bağlamda OSB’nin klinik özellikleri; sosyal-iletişimsel alanda yetersizlik ve tekrarlayıcı törensel davranışlardır.

Bu belirtilerin önemli bir kısmı, erken çocukluk çağından itibaren başlar ve günlük hayattaki işlevleri olumsuz etkiler.

OSB’li bireylerde iletişim ve toplumsal etkileşim alanında en sık görülen çekirdek bulgular şunlardır;

  • Yaşıtlarıyla etkileşimin, paylaşımın ve duygusal alışverişin kısıtlı olması,
  • Konuşmada gecikme,
  • Adı ile seslenildiğinde bakmama,
  • Taklide dayalı becerilerde yetersizlik,
  • Göz kontağının azlığı,
  • Hayali oyunlar kuramama, senaryolu oyun oynayamamadır.

Kısıtlı, tekrarlayıcı davranışlardaki sınırlıklar ise:

  • Sallanma, dönme, el çırpma, el ovuşturma, parmak ucunda yürüme gibi motor stereorotipiler,
  • Tekrarlayıcı (ekolali, aynı kelime veya cümleyi, defalarca söyleme) konuşmalar,
  • Oyuncaklarla oynamaktan ziyade onları inceleme, dizme gibi davranışlar,
  • Tekrarlayıcı törensel davranışlar (aynı yoldan gitmek isteme gibi),
  • Kısıtlı ilgi alanı,
  • Tat, koku, ses ve dokunsal duyarlılıklarda farklılıkların olması biçiminde ortaya çıkmaktadır.

OSB olan bireylerde genel popülasyona göre uyku bozukluğu, dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu, depresyon, bipolar bozukluk, kaygı bozukluğu; ayrıca epilepsi, metabolik ve genetik bozukluklar, karın ağrısı, kabızlık, ishal vb. daha sık görülmektedir.

Erken tanıya en çok gereksinim duyulan gelişimsel yetersizlik alanlarından birisi olmakla birlikte, OSB’nin üzerinde pek çok çalışma yapılmış olmasına rağmen, sebeplerine yönelik kesin yargıya varılamadığından dolayı, bilim dünyasının en tartışılan konuları arasında yer almaktadır. Bu durum otizmin nedenlerinin ortaya çıkartılmasının, olası önleme yollarının belirlenmesinin ve çocuk ile ailenin eğitilmesinin önem ve ihtiyacını daha fazla hissettirmektedir.


Bu ihtiyaçları karşılayabilmek için ise, OSB’li bireylerin öncelikli olarak doğru ve hassas bir tanılama sürecinden geçirilmeleri gerekmektedir. OSB’den etkilenmiş olan çocukların tanılanma ve değerlendirme süreci, ebeveyn ya da bakım veren kişiyle görüşme yapılması, ilişkili tıbbi, psikolojik ve/veya eğitsel kayıtların gözden geçirilmesi, bilişsel-gelişimsel değerlendirme, doğrudan oyun gözlemi, uyumsal işlev değerlendirmesi, kapsamlı bir nörolojik bir değerlendirme gibi süreçleri içerir. Ve çeşitli uzmanların dahil olduğu bir ekip tarafından (özel eğitim öğretmeni, çocuk psikiyatristi/nöroloğu, fizyoterapist, dil-konuşma terapisti, sosyal hizmet uzmanı vd.) disiplinler arası bir model ile yürütülerek gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Otizm Spektrum Bozukluğunda erken müdahale, ancak erken belirlemeyle mümkün olduğundan, tanılama sürecinde erken tanı araçlarının uygun olarak seçilmesi ve dikkatli ve işlevsel biçimde kullanılması büyük önem taşımaktadır.

Birey ile ilgili doğru tanı ve değerlendirilmelere ulaşılması; müdahale sürecinde yer alan kişilerin etkililiğini de arttırarak, uygun eğitsel ve davranışsal müdahalelerin yapılabilmesini olanaklı kılacaktır.

Diğer tüm gelişimsel bozukluk alanlarında olduğu gibi, OSB’li bireylerin de yaşamlarının ilk yıllarında aldıkları eğitim oldukça önem taşımaktadır. Bunun en önemli nedeni, erken dönemde eğitim almaya başlayan otizmli çocuklarda, sosyal gelişim, iletişim becerileri, dil ve konuşma becerileri, oyun ve bilişsel becerilerinde önemli gelişmeler görülmesidir.

Özellikle üç yaşa kadar olan dönemde beyin gelişiminin halen sürüyor olması, erken eğitimin olumlu etkilerini arttırmaktadır.

Ayrıca;

  • Sunulan eğitimlerin bilimsel dayanaklı olması,
  • Ailenin eğitim sürecine aktif katılımının sağlanması,
  • İşbirlikçi ekip çalışması,
  • Aileye eğitsel ve psikolojik hizmetlerin sunulması, erken eğitimin faydalarını arttırmaktadır.

Bu nedenle; otizm spektrum bozukluğunda en etkili müdahale özel eğitim uygulamaları, yani erken ve yoğun davranışsal müdahaledir.

KAYNAKÇA:

  • Oizm Spektrum Bozukluğunda Eğitim,Terapi ve Tedavi Yöntemleri. MEB-Tohum Otizm Vakfı-2014
  • Birkan, B. (2009). Erken çocukluk eğitimi. A. G. Akçamete (Ed.). Genel eğitim okullarında özel gereksinimi olan öğrenciler ve özel eğitim (s. 141-168). Ankara: Kök Yayıncılık.
  • https://dergipark.org.tr/tr/pub/intjecse/issue/8650/107950
  • Sağlık Bakanlığı Otizm Platformu Tarama Projesi Raporu-2008
  • Otizm Spektrum Bozukluğu Gösteren Bireylerle Etkileşen Bakım Personeli, Eğitici Ve Ailelerin Eğitimi Programı-2016
guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments