İçeriğe geç

Kolaylaştırıcı Kişi / Gölge Öğretmen Kimdir?


Ece Kılıç Günay
Okul Öncesi ve Özel Eğitim Öğretmeni
Instagram: @ecotogretmen


Yakın zamanda Bursa’da yapılması planlanan ama malum korona yüzünden online olarak gerçekleştirilen 30. Ulusal Özel Eğitim kongresi tamamlandı. Kongre birçok özel eğitimcinin ve destek hizmetleri veren birçok terapistin, sözlü bildirisi ile geçti. Kongrenin konusu Özel Eğitimde Bütünleştirme idi. Kongrede ben de bir bildiri hazırlayıp sundum. Aslında çok fazla alan yazısında olmayan, ama araştırılmasına çok ihtiyaç duyulan bir kavram hakkında, bilgi ve tecrübelerimi paylaştım.

Bütünleştirmede yeni bir kavram; Gölge Öğretmenlik

Öncelikle, size bildiri özetimden birkaç cümle paylaşmak isterim, sonra sizi çok teorik bilgiye boğmadan, pratik ve işinize yarayan bilgileri paylaşacağım.

’Özel gereksinimli bireylerin yapılandırılmamış ve en az kısıtlayıcı ortam olan genel eğitim sınıflarında, özel gereksinimi olmayan bireyler ve öğretmen ile, eğitim sürecini tamamlaması ve sürece entegre olması hedeflenir. Fakat bütünleştirme eğitimi kapsamında sınıf öğretmeninin özel eğitim hakkında bilgi yetersizliği, diğer çocukların ve anne babaların tutumları, .. gibi faktörler bu durumu engellemektedir.‘’

Özellikle genel eğitim ortamında, Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) olan çocukların, yapılan doğru uyarlamalar ile, günlük akışı tamamlayabildiğine dair birçok çalışma var. Burada önemli olan doğru yerde doğru müdahalenin yapılmasını sağlamak. Tam da burada devreye, sınıf içinde 2.bir kişinin dahil olması ve OSB’li çocuğun, öğretmeninden veya grup aktivitelerinden koptuğu an, onu tekrar eğitim akışına dahil etmekle ilgili kişi devreye giriyor.

Ben 3 yıl boyunca, otizm olan 2 çocuğa tam gün gölge öğretmenlik yaptım. Aslında öğretmenliğin gölgesi olmaz (bir derste hocamız söylemişti J), o yüzden kolaylaştırıcı kişi olarak adlandıracağım ve yazıya öyle devam edeceğim. 3 yıl boyunca (farklı zamanlarda), yaz kış demeden, tatil günlerinde çalışma dahilinde otizmli olan çocuklarımla vakit geçirerek tamamladım. Size en uzun çalıştığım ve Prof.Dr Yankı Yazgan’ın takibinde olan, ‘’artık kolaylaştırıcı kişiye ihtiyacı kalmamış, süreci başarılı tamamlamış öğrenci‘’ diyerek, yolculuğumuzu başarı ile sonlandırdığımız öğrencim ile ilgili örnekler vererek devam edeceğim.

Yasal Dayanak:

Benim çalıştığım yıllar zamanında (2013-2015) kolaylaştırıcı kişi ile ilgili bir resmi yazı yoktu. Okulların ve müdürlerin inisiyatifinde bir durumdu. Özel kolejler genelde biraz daha ticari düşünerek kabul ediyordu. Ama devlet okulunda çok az kabul eden müdür vardı. Biz de müdüre çok büyük ricalarda bulunarak kendimizi kabul ettirdik.  Yani hem para veriyoruz her çocuk gibi, hem de kabul edilmek adına 40 takla atıyoruz. Maalesef yaşanan bu!

Ama şu an işler değişti. Artık ailenin maddi olarak karşılamayı kabul ettiği bir kolaylaştırıcı kişiyi okul kabul etmek durumunda. İlgili karar şöyle:

Kolaylaştırıcı Kişi;

Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetlerinin 06.01.2020 tarihli 314903 sayılı yazısında; Tam zamanlı kaynaştırma yoluyla eğitimlerine devam eden otizmi olan öğrenciler için ailenin teklifi ve BEP Geliştirme biriminin doğrultusunda kolaylaştırıcı kişinin belirlenmesi ve belirlenecek kolaylaştırıcı kişinin, sınıf içi ve sınıf dışında öğrenciye yardımcı olmak üzere, okulda bulunması uygun görülmüştür.

Yani artık öğrenciyi almama bahaneleri ortadan kalkmış oluyor.

Kolaylaştırıcı kişiyi neye göre seçelim?

Ben çalıştığım zaman, Marmara Üniversitesinde 3. Sınıf öğrencisiydim. Ve ikinci öğretimim idi. Böylece gündüzleri tam gün okulda geçirebilecek kadar zamanım oluyordu. Ve eğitim fakültesinde okuduğum için okul ortamı, sınıfı, çocuklara nasıl davranmam gerektiği ile ilgili bilgi sahibiydim.

Kolaylaştırıcı kişiyi seçerken, bence en büyük öncelik, eğitim fakültesi çıkışlı olması veya eğitim fakültesi öğrencisi olması. (Sınıf Öğretmenliği, Okul öncesi öğretmenliği, Özel eğitim alan öğretmenliği, beden eğitimi öğretmenliği). Çünkü bu bölümde okuyan / mezun bireyler stajlarını okullarda yaptığı için ve özel eğitim ile ilgili çalışma alanlarına girdiği için, tercih önceliği verilebilir (Başka bir meslek/öğrenci grubu yapamaz demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Sadece gözlemlerim sonucunda daha iyi uyum sağlanacağı kanaatindeyim).

Yine özel eğitimde, destek eğitimlere dahil olan terapist adayları (psikoloji öğrencileri, ergoterapi öğrencileri, dil konuşma terapisi öğrencileri, çocuk gelişimi öğrencileri) da imkan dahilinde okurken veya mezun iken, kolaylaştırıcı kişi olabilirler.

Çalıştığım okullarda, genelde sosyoloji, sosyal hizmetler mezunu, adalet mezunu, 2 yıllık çocuk gelişimi mezunu kolaylaştırıcı kişiler ile karşılaştım. Bazı kişiler uyum sağlayamayıp bıraktı, bazıları başarılı şekilde dönemi tamamladı. Ama yine de öncelik, eğitim fakültesi öğrencileri veya mezunları olmalı diye düşünüyorum.

Kim karar veriyor çocuğun kolaylaştırıcı kişiye ihtiyacı olduğuna?

Bununla ilgili bir ekip kararı olması en doğru sonuç (pskiyatrist, aile, öğretmen, terapistler). Ama özellikle, özel eğitim alan öğretmeni, hem çocuğu bildiği için, hem de okul içini bildiği için, alan öğretmeninin verdiği kararı önemsiyorum. Mesela, bazı çocuklar için gerekli olmazken, okul yönetimi uyarlama yapmaktan kolaya kaçıp, bir kolaylaştırıcı kişi talep ediyor aileden. Oysa ufak uyarlamalar ile, çocuk sürece hemen dahil olabilecek pozisyonda iken. Böyle durumlarda velilerden net olmasını ve biraz çocuğa zaman verilmesini, sınıf öğretmeni ile özel eğitim alan öğretmeninin, muhakkak çocuk hakkında görüşme yapıp, birlikte hareket etmesi gerektiğini düşünüyorum. Böylece doğru yerde yapılan uyarlama eğitimler, çocuğu BAĞIMSIZ olarak, okuldaki günlük akışı tamamlamasına imkan vermiş oluyor.

Yine bazı çocuklar için uyarlamadan çok daha fazlasına ihtiyaç olabiliyor. Örneğin, oyun kurmayan, sıra almayan, bekleme olmayan, davranış problemleri olan çocuklar için, sadece sınıf öğretmeninin çalışmasını beklemek haksızlık olur. Sınıf öğretmeni herkese aynı şekilde eğitim sağlar.  İşte burada kolaylaştırıcı kişi, kesinlikle dahil olmalıdır.

Kolaylaştırıcı kişinin görevi nedir? Ne zaman başlasın? Nasıl çalışsın?

Bence en önemli kısımlardan biri bu kısım. Kolaylaştırıcı kişi ile çalışamaya karar verdiğiniz zaman, ilk önceliğiniz çocuğu çok iyi tanıması. Bu yüzden okula başlamadan önce, en az 1 hafta çocuk ile vakit geçirmeli ve kolaylaştırıcı kişinin, çocuğu çok iyi gözlemlemesi gerektiğine inanıyorum. Özellikle kriz anlarındaki yönetim, çocuğu iyi tanımaktan geçiyor.

Ne yer? Ne sever? Neye hassasiyeti vardır? Hangi terapileri ve eğitimleri alıyor? Bunların hepsine hakim olunmalı. Mümkünse aldığı tüm eğitimler ile ilgili, yazılan son 6 aylık raporlar okunmalı ve çocuğun son durumunu kolaylaştırıcı kişi iyice hakim olmalı.

Okul açıldığı ilk gün, sadece kolaylaştırıcı kişi gidip sınıf öğretmeni ile hem tanışıp, hem de sınıftaki diğer öğrencilere, çocukların seviyesine uygun şekilde, çocuğun var olan durumunu anlatmalıdır. Böylece çocuklara farkındalık olacak ve çocuklar inanın yardım etmek için gönüllü olacaktır.

Ben ilk gün gidip sınıf öğretmenimle tanışmıştım. Benden beklentilerini sordum. Biliyordum ki kimse sınıfında ikinci bir öğretmen/kişi istemez. Bundan dolayı, sınıf öğretmeni ne derse o, diyerek onu tatmin edecek cevaplar vermeli, kaygılarını azaltmalıydım. Öğretmen ile konuştuktan sonra çocuklar ile bir ders vakit geçirdim. Bu sırada kendim oluşturduğum ‘yürüyemeyen tavşan’ hikayesini anlattım. Sorular sordum. ‘gözlerin olmasaydı nasıl hissederdin, duyamasaydın ne olurdu, konuşamasaydın ne yapardın’ .. gibi farkındalık yaratıcı sorular sordum. Yine konu ile ilgili bir boyama sayfası çıkartıp, tüm sınıfa dağıttım.

Böylece çocuklar, arkadaşı özel gereksinimi olan çocuk ile tanışmaya hazır olmuştu.

İlk hafta tam gün okulda kalınmamalı, saatler kısadan uzuna şeklinde gitmeli.

Okula uyum sürecinde çocuk hırçınlık gösterebilir. Bununla ilgili, bence oluşturulan bir whatsapp grubu anında dönüt alma adına güzel bir topluluk olacaktır.

Ayrıca kolaylaştırıcı kişi imkan dahilinde çocuğun girdiği tüm eğitimlere gözlemci olarak girmelidir.

Ben 2 yıl boyunca tüm duyu bütünleme terapilerine, dil konuşma terapilerine, hayvan terapisine, müzik terapisine, özel eğitim derslerine girip gözlemleme imkanım oldu. Psikiyatriste bile gittim. Çünkü çocuğu bütüncül bakış açısıyla yaklaşır isek, düğüm çok kolay çözülüyordu. Terapistler ve eğitimci, okulda davranış ile ilgili neler yapmam gerektiği hakkında bilgiler veriyordu. Hemen okulda uyguluyordum.

Örneğin, öğrencimi 2 saatte bir fırçalamam gerektiğini söylemişti fizyoterapisti. Yine çalışmam gereken sözcük ve cümleleri, çalışma kağıdı olarak veriyordu dil terapisti. Özel eğitimcisi her alanı desteklediği için bir çok ödev ve etkinlik veriyordu. Ve ben bunları okulda uyguluyor, dersi izleme şansı da elde ettiğim için, uygulamada yanlışlık yapma olasılığım azalıyordu.

Bundan dolayı kolaylaştırıcı kişi, çocuğun temas ettiği kim varsa, temas etmeli. Bunu sadece okul gibi düşünmemek gerekiyor.

Aile olarak sizin kolaylaştırıcı kişiden beklentileriniz yukarıda söylediklerim olmalı bence. Bazı annelerin ilk sorduğu soru:

‘’Bugun ne yedi?‘’ oluyor. YANLIŞ

Hiçbir çocuk birkaç saat aç kalmaktan ölmüyor. Bundan dolayı sizin sormanız gereken, neler yaptığı, okuldaki durumu ve hedeflenen becerilerin çalışma durumu ile ilgili olmalı.

3 yıl boyunca öyle şeyler gözlemledim ki sayfalarca yazabilirim sizlere ama, hem çok uzun tutmamak, hem de işin özünü yakalamak anlamında, kolaylaştırıcı kişiyi ve yapması gerekenleri tanımladım.

Umuyorum her çocuk hak ettiği eğitimi akranları ile birlikte alma şansı olur.

Eğitimsiz hiçbir çocuk kalmasın.

Sevgiler

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments