İçeriğe geç

İçe Çekil-Me


Muhammed Mustafa Genç
Özel Eğitim Öğretmeni
Instagram: @muhammedmustafagenc


Hepimizin bildiği gibi otizmin temel belirtilerinden biri de sosyal becerilerde yetersizlik ve iletişim problemleridir. Bu problemler otizmli bireylerin bazı sorunlar yaşamasına sebep olur. Bu sorunlarından biri de ‘’kendilerini çevresindeki insanlara ifade edememe‘’ durumudur. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz; Normal gelişim gösteren bir bireyden kendisini sadece hal (beden dili) ve hareketleriyle ifade etmesi istense, bu birey kendisini sözcüklere dökmeden bunu ne derece başarabilir? Ya da sessiz sinema oyunu oynarken bir kelimeyi sadece hareketlerle ne kadar anlatabiliriz? Kendinizi anlatamadığımız zaman sinirlenip kızdığınız anılarınızın gözünüzde canlandığını hisseder gibi oldunuz bu cümleyi okurken.

Otizmli bireylerin öfkeleri ve bizim anlamsız diye adlandırdığımız davranışlarının çoğu, kendilerini doğru ifade etmeye olan ihtiyaçlarının ve arzularının bir göstergesidir.

Bazen bulundukları ortamdan çıkmak için, bazen su istedikleri için, bazen tuvalet ihtiyaçlarını belirtmek için böyle davranışlar sergileyebilirler. Otizmli bireyler kendilerini nasıl ifade edeceklerini bilmiyorlar ya da onların ifade ettikleri şekilleri biz anlayamıyoruz.

Sağlıklı iletişimin olmadığı yerde anlaşılmak ve anlaşmak da mümkün olmuyor ve bu ortam bir soruna yol açıyor; biz buna davranış bozukluğu da diyoruz. Kendini anlatamayan birey daha saldırgan ve daha öfkeli oluyor. Bu problem kısa sürede çözülüp ve zamanında aşılmazsa çok büyük sorunlara gebe kalabiliyor.

Peki bu davranış problemlerini önlemek için, onları daha iyi anlamak için neler yapmalıyız?

Otizmin kelime anlamlarından biri de ‘‘ içe çekilme ’ kavramıdır. Otizmli bireyler dış dünyayla yani insanlarla ve nesnelerle sağlıklı iletişim kurmakta zorlanırlar. Kendileri dahil olmak üzere herkesi üçüncü tekil şahıs olarak düşünebilirler. Otizmli bir çocuğa, kendisini kast ederek;

  • Ali ne yapıyor ? derseniz ,
  • Ali yemek yiyor , cevabını almanız olağandır.

Aslında kendi dünyası dediğimiz dünyalarına kendileri de bir o kadar yabancı ve uzaktırlar.

Sizin onun dünyasına girmek için gösterdiğiniz mücadelenin aynısını aslında o da gösterir kendi dünyasını anlamak için.

Otizmli bireylerin çevresindeki yetişkinlere düşen sorumlulukların başında hiç şüphesiz otizmi fark etmek ve kabullenmek gelir. Ve onlara vereceğimiz en büyük yardım içe çekilmelerine izin vermemek. İçine çekildikleri dünya onlar için yetersizse amacımız, onların dünyasını yeniden oluşturmak ve onları da bu dünyaya alıştırmaktır.

Mesela; otizmli bireylerin doğumundan ölümüne kadar belirli bir düzenleri olmalı ve bu düzenlerini asla bozmamalıyız. Çünkü onların rutinlerini bozduğumuz zaman kendilerini kötü hissedebiliyorlar ve kabus gibi bir zaman geçirebiliyorlar. Bu durumun gerçekleşmemesi için  öncelikle otizmli bireylerle zaman geçirecek kişilerin özel bir eğitim alması gerekiyor ve bu eğitimi alacak kişilerin başında anne, baba ve kardeşler geliyor. Çünkü aile, bireyin yanında sürekli olabilecek tek varlığıdır.

Ailenin otizmi çok iyi araştırarak ve otizmli bireylere karşı doğru ve yerinde hamleler yaparak onların daha sakin bir hayat yaşamaları için adeta tek yürek olmaları gerekir.

Ailenin burada üzerine düşen bazı görevleri vardır. Sabır göstermek, sevgiyle yaklaşmak, hoşgörülü olmak … Bu değerler otizmli bireylere karşı sürdürülebilir bir hayat sağlar.

Evet otizme genetik ve çevresel faktörler sebep olsa da iradi değildir ve bir tercih sonunda oluşmamıştır. Bu bilinçle hareket ederek onların dünyasının ‘neden’ farklı olduğunu sorgulamak yerine, bu farklı dünyaya “‘nasıl’ adım atabiliriz?” sorularının cevaplarını aramalıyız.

Ayrıca psikososyal müdahale yöntem ve davranış değiştirme metodlarıyla onların dünyasını yeniden oluşturmalıyız. Onların çevresiyle sürekli iletişim halinde olmalarını sağlayarak dünyalarını genişletmeliyiz ki, içlerine bizi de alabilecekleri yeni alanlar oluşturalım.

Otizmin standart bir tedavisi olmasa da otizme standart bir bakış açımız olmalıdır. Hoşgörü ve merhamet.

Otizm bir yolculuktur ve bu yolda ki azığımız mücadelelerdir. Tekrarlayan ritüellere rağmen, otizmi tekrar tekrar kabul etmek ve otizmli bireyleri tekrar tekrar sevmeliyiz.

Son olarak şunu söylemeliyiz ki ;

Evet onlar bazı şeyleri nasıl söyleyeceklerini bilmiyorlar belki ya da biz onları nasıl dinleyeceğimizi öğrenemedik.

PEKİ YA SİZCE HANGİSİ ?

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments