İçeriğe geç

Haftanın Röportajı: Yüksel Kılıç – Özel Bir Baba

Bu hafta özel bir babayı konuk ettik. Aslında anne baba olmak için biyolojik anne baba olmayı gerektirmez. Yüksel beyin hikayesi işte bunu kanıtlıyor. Bir de özel gereksinimli bir çocuk olunca, gerçek ebeveynlik, gerçek fedakarlığı bizlere gösteriyor.  Bu röportajı mutlaka okuyun.

Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Ben Yüksel Kılıç, 1966 doğumluyum, 27 yıllık evliyim. 2015 yılında özel sektörden emekli oldum. Eşim ev hanımıdır.

Evliliğimizin 2. yılında bir oğlumuz oldu.  Şu an 25 yaşında. Daha sonra bizim çocuğumuz olmadı, bir daha çocuğumuz olmayacağı söylendi. Ben çocukları, özellikle kız çocuklarını çok severim. Ama yapacak bir şey yok,  Allah’ın takdiri. 

2013 yılının sonlarında televizyonda tesadüfen koruyucu ailelik diye bir şey duydum. Eşime bundan bahsettim. Neden biz de koruyucu aile olmayalım. Yuvadan bir tane küçük kız çocuğu alalım, bize anne baba desin, biz de onu yavrumuz diye bağrımıza basalım. Ve eşimle birlikte Aksaray Sosyal Hizmetler kurumuna gittik. Talebimizi anlattık, biz bir kız çocuğu yanımıza almak istiyoruz dedik. Bir-kac aylık inceleme, araştırma sürecinden sonra kabul edildik. Fakat ben küçük bir kız çocuğu istiyordum , yoktu o an. Ellerindeki en küçük kız 10-11 yaşlarında idi. Bunu da ben istemedim. Dedim ya ben bunu doya doya bağrıma basabileyim,  öpüp koklayabileyim istiyordum. Görevli bize ellerinde bir tane yaklasik 4 yaşında bir kız çocuğu olduğunu ama onun engelli olduğunu söyledi. Biz önce kabul etmedik. Çünkü engelli bir çocuğa bakamayız diye düşündük. Fakat görevli bir görmemizi istedi. Bir görün o kadar sorunlu bir çocuk değil dedi. Biz de görevliyi kıramadık, tamam bir görelim dedik. Gittik görevliler Haticeyi yanımıza getirdiler. Tam yürüyemiyordu. İki kişi elinden tutarsa adım atmaya çalışıyordu. Altı bezleniyordu. Tuvalet eğitimi yoktu. Biz bu çocuğu görüp de kucağımıza aldıktan sonra, her nasıl olduysa çocuğa aşık olduk. Hemen eşimle o an karar verdik. Biz bu çocuğu yanımıza alalım dedik. Gerekli evrakları imzaladık. Rehabilitasyon merkezine gittiğini öğrendik. Ve çocuğun teşhisi o an serebral palsi ve zihinsel gelişim geriliği idi.

Haticenin gelişim ve tedavi sürecini biraz daha anlatır mısınız?

Bu çocuğumla birlikte rehabilitasyona gitmeye başladık. Evde de kendimiz birşeyler yapmaya çalışıyorduk. Tuvalet eğitimi almamıştı. Allah razı olsun eşim günde belki 50-60 kere bezini çıkartıp lazımlığa oturtarak uğraştı. Çok şükür birkaç ay içinde bunu halletti. Artık kendimizi çocuğumuza adamıştık. Yaklaşık 1 sene sonra da yürümeye başladı. Çok uğraştık, gezdirdik, elinden tuttuk, yürüttük. Cenabı Allah yüzümüze baktı, bu çocuk da istedi, yürümeye başladı. Şu an çok iyi yürüyemese de düz yolda evin içinde rahatlıkla istediği yere gidebiliyor. Biz Haticeyi aldıktan 1 sene sonra yürümeye başladı. Daha sonra da otizm teşhisi kondu. Daha öncesinde ben şüpheleniyordum, araştırıyordum, rehabilitasyondakilere soruyordum. Otizm olabilir deniyordu. Biraz araştırdım,  korkuttu beni bu ihtimal. Çünkü bir tedavisi yok, ömür boyu ilgi alaka istiyor. Ve otizm teşhisi kondu. Bundan sonra daha fazla araştırdık bu çocuğumuz için ne yapabiliriz. Bu şekilde kendimizi yönlendirdik. 4 sene oldu teşhis konulalı. Tabi zor bir durum. Biyolojik anne babası olmasak bile, biz de her anne baba gibi zorlandık kabul etmede. Ama zor olması bir şey ifade etmiyor. Zorlukları yenmek önemli. Biz kendimizi yoğunlaştırdık. Bu çocuk için ne yapabiliriz. İnternetten araştırmalar yaptık, çeşitli kitaplar okuduk, psikolog, psikiyatristlerle, rehabilitasyon merkezindekilerle görüştük. Biz bunu kabullendik. Tabi normalde diğer anne babaların kabul etme süreci daha zor olabilir, daha farklı tepkiler verilebilir. Biz bu çocuğu sonradan aldığımız için ve zaten farklı bir engel durumunu bilerek aldığımız için biz daha kolay kabul ettik diyebilirim. 

Tedavisi için neler yapıyorsunuz? Ne tip tedaviler uygulanıyor?

Tedavisi için Ankara Hacettepeye götürdük. Yaklaşık 9 ay git gelli bir süreç oldu. Bir şey elde edemedik. Farklı profesörlere gittik. Bir sürü zaman ve para harcamamıza rağmen bir sonuç alamadık. Sonunda şunu anladık ki bu çocuklar için herhangi bir ilaç tedavisi yok. Sadece sevilecek, ilgi alaka gösterilecek. Biz bunu kabullendik artık.

Beslenme şeklinin bu çocuklar üzerindeki etkisini duymuştuk. Bağırsak problemlerinin etkilediğini. Biz de neler yedirebiliriz konusunu araştırdık. Ama çok zordu. Sonuçta çocuk dışarıda görüyor, canı istiyor. Gene de elimizden geldiği kadar yemesine içmesine dikkat ediyoruz.

Özetle; Eğitim,  Beslenme ve en önemlisi Sevgi-İlgi. 

Çocuğunuzun bu durumu aile içi iletişiminizi nasıl etkiledi?

Otizm teşhisi konduktan sonra o ana kadar ailemiz yanımızda idi, fakat sonrasında ailemiz bu kızı geri vermemiz konusunda telkinlerde bulunmaya başladılar. Tabi bu durum benim çok zoruma gitti. Hatta ailemi de karşıma aldım. Kızımla arama kimse girmesin kalbinizi kırarım dedim. Bu şekilde bir sürecimiz oldu, hala da arada sırada ufak tefek sözler söyleniyor. Ben bunu kesinlikle kabul etmek istemiyorum.

Bir gününüzü, bir haftanızı anlatır mısınız?

Ben 4 yıldır emekliyim. Daha önceki işim gece işi idi. Hastanede nöbet usulü çalışıyordum. Gündüz müsaittim. Aileme , çocuğuma yeteri kadar vakit ayırabiliyordum. Rehabilitasyona onunla beraber gidiyordum. Yalnız göndermiyordum, sürekli kızımla birlikte gidip geliyordum. Sürekli onunla ilgileniyorduk. Bunun dışında sosyalleşmesi için pikniklere gidiyoruz, avm’lere gidiyoruz. Marketlere girdiğim zaman kızıma sepetleri eline veriyorum, arabayı sürdürüyorum, kasada önce paranın verileceğini , gibi şeyler öğretmeye çalışıyorum. Ailemizdeki çocuklarla, komşu çocukları ile oyunlar oynatıyoruz, kaynaştırmaya çalışıyoruz. Diğer çocuklara çikolata vererek kızımla oynamalarına teşvik ediyoruz. Çünkü çocuklar da sıkılıyorlar fakat bir ödüllendirme olduğu zaman işe yarıyor. 

Çocuğunuzun eğitimi anlamında neleri iyi yaptınız, daha fazla neleri yapmanız gerekirdi?

Eğitimi anlamında iyi veya kötü fazla bir seçme şansımız yok, çünkü Aksaray küçük bir yer ve burda imkanlar çok kısıtlı. Ama en azından sürekli olarak rehabilitasyon merkezine kızımla beraber gittim, okuluna sık sık giderek onun eğitimini yakından takip ettim, öğretmenleri ile sürekli istişare ederek evde neler yapabiliriz diye uğraşlar verdik.

Çocuğum önce ana sınıfına gitti 2 sene. Geçen sene 1.sınıfa başladı. Şöyle bir zorluk yaşadık. Burada otizmle ilgili bir okul yok. Sadece alt sınıflar var. Ama ben öğrendim ki bu otizm alt sınıfı olan okulda yeterli öğretmen yok. Yeterli materyaller yok. İlgi yok. Bunu öğrendikten sonra kızımı iş uygulama okuluna göndermek istedim. Bunu kabul etmediler. Sadece normal okula gitmesini söylediler otizmli olduğu için. RAM’a gittim, kızımın raporunu değiştirmek istedim, bunu kabul etmediler. Milli eğitime gittim kabul etmediler, ısrarla, kavga ile en sonunda kızımı bu okula kabul ettirebildim. Ama orada yaklaşık 10 kişilik sınıfta tek otizmli çocuktu. Tabi oradaki çocuklar daha iyi durumda olduğu için kızım yeterli eğitim alamadı. Bu geçtiğimiz yaz da okulun birinde otizmle ilgili daha iyi bir ortam kuruldu. Materyaller geldi, uygulama sınıfları oldu. Odalar, mutfak, banyo gibi ortamlar hazırlandı. Çocukların kendi ayakları üzerinde durmalarına yönelik eğitimler verilecekti. Kızımı da bu okula verdim. Bu senesi bu okulda bitti. 

Diğer özel gereksinimli ailelere mesajınız nedir?

Bu çocukların özel ilgiye ihtiyaçları var. Sürekli sevilmeleri gerekiyor. Bunları bir anne-baba olarak bizlerin yapabilmesi lazım. Normal çocuklardan daha fazla, iki katı üç katı ilgiye ihtiyaçları var.

Ben rehabilitasyona gittikçe, okullara gittikçe, orada %99 anneler var. Bütün yük annelerin omuzlarında. Babalar işe gidip geliyorlar. Ben çalışıyorum, sen uğraş, sen ilgilen, vs. Ama böyle olmuyor. Annelerin de diğer çocukları oluyor, evin işleri oluyor, bir de bu çocukları getirip götürüyorlar. İşleri çok zor, yükleri çok ağır. Burada babalara çok büyük bir özveri düşüyor. Ne olursa olsun bu çocuklarla ilgilenmek zorundalar. Eşlerinin yanında olmak zorundalar. Çok şükür ben bunu yapabildim. Bununla da gurur duyuyorum. İsterim ki diğer otizmli çocuk sahibi babalar da eşlerine daha fazla yardımcı olabilsinler. Çocukları ile daha fazla ilgilenebilsinler.

Buradan yetkililere de seslenmek istiyorum. Eğer bir evde engelli bir çocuk doğduysa yada bir çocuğa otizm teşhisi konduysa, çocuktan önce ailesine psikolojik destek verilmeli, çocuktan önce anne ve babaya eğitim verilmeli daha sonrada çocuk için neler yapılabilecekse o şekilde devam etmeli.

Diğer normal çocuk sahibi ailelere mesajınız nedir?

Maalesef otizm gittikçe yaygınlaşan bir rahatsızlık, okullarda velilere yönelik seminerler verilerek onları bilgilendirmek gerekiyor. Bizler çocuklarımızla bir AVM’ye, bir parka gittiğimiz zaman çok sorunlar yaşıyoruz. Çoğu anne baba bizi anlamıyor, çocuklarımızı anlamıyor. İşletmeciler çocuklarımız engelli diye bizleri oyuncakların içine sokmak istemiyor. Ama yılmamak lazım. Bu kişilerle konuşmak lazım. Bunları bilgilendirmek lazım. Ve normal çocuğu olan anne babalar bilmeliler ki her sağlam insan bir engelli adayıdır. Ve ne yazık ki otizm eskiden 10000’de 1 iken, 1000’de 1 iken şu an sanırım oran 57 çocukta 1’e düşmüş. Yakın zamanda pek çok insan kendi çocuğunda olmasa bile yakın çevresinde, akrabalarında otizmle tanışacak mutlaka. Bunun için daha bilinçli olmak gerekiyor. Bu arada şehirlerde valiliklere, belediyelere, okul müdürlerine de iş düşüyor. Her aile bu konuda mutlaka bilgilendirilmeli. Otizmli bir çocukla tanıştıkları zaman ne yapmaları gerektiği konusunda bilgilendirilebilirler. 

Bu sebeplerden dolayı, Aksaray’da özel gereksinimli çocuk aileleri ile birlik olup bir dernek kurduk. Elimizden geldiği kadar sorunlarımıza çare aramak, diğer insanlarda farkındalık oluşturmak için çabalıyoruz. 

Sözlerime son vermeden önce bir bilgi daha vermek istiyorum. Biz Hatice’yi alalı 5 sene oldu. Başka kız çocuğum olmadığını söylemiştim. 1,5 sene önce bir kız çocuğu sahibi olduk. Bunu da Hatice’nin varlığına borçlu olduğumuzu düşünüyorum. Belki Cenab-ı Allah biz ona baktığımız için ödüllendirdi. Hatice tabi çok kıskanıyor. Sıkıntılar çıkarıyor. Ama biz ikisini birbirine adapte etmeye çalışıyoruz. Tabi iki tane ilgiye muhtaç çocuğumuzun olması bizi daha da zorluyor. Peki bu bizi yıldırdı mı, hayır, aksine daha bir özverili hale geldik diyebilirim. Daha çok uğraşıyoruz, daha çok zaman, emek harcıyoruz. Ama bu şekilde mutlu muyuz, mutluyuz. Allah’a şükürler olsun. Sadece bir erkek evlat sahibi iken iki tane de kız çocuğumuz oldu. Allah herkese nasip etsin. Bu bizim mutluluğumuzu daha da pekiştirdi. Ve yolumuza yılmadan devam ediyoruz. 

Yüksel Kılıç
Instagram: @yukselkilic753

guest

0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments